13 Ağustos 2008 Çarşamba

Gelecegini biliyordum...

Savaşın en kanlı günlerinden biriydi.
Asker en iyi arkadaşının az ileride, kanlar içinde yere düştüğünü gördü.
insanın başını bir saniye siperden çıkaramayacağı gibi bir ateş altındaydılar.

Asker teğmenine koştu hemen:
- Komutanım, bir koşu arkadasımı alıp geleyim mi?

'Delirdin mi?' der gibi baktı teğmen...
- Gitmeye değmez oğlum, arkadaşın delik deşik olmuş. Büyük olasılıkla ölmüştür bile. Kendi hayatını da tehlikeye atma sakın!

Ama asker o kadar ısrar etti ki, teğmen izin vermek zorunda kaldı.
- Peki, dene bakalım!

Asker yoğun ateş altında fırladı siperden ve mucize eseri, arkadaşının yanına kadar gitti, yaralı arkadaşını sırtlandığı gibi taşıdı. Birlikte siperin içine yuvarlandılar.

Teğmen koşup yaralıya bir göz attı ve nefes nefese bir kenara yıkılmış askere döndü:
- Sana hayatını tehlikeye atmaya değmez, dememiş miydim! Bu zaten ölmüş...
- Değdi Komutanım, değdi! dedi asker.
- Nasıl değdi, arkadaşın zaten ölmüş, görmüyor musun?
- Gene de değdi komutanım, çünkü yanına vardığımda henüz yaşıyordu...

Ve onun son sözlerini duymak, dünyalara bedeldi benim için...
Ve, hıçkırarak, arkadaşının son sözlerini tekrarladı:
'Geleceğini biliyordum!'


Turgut Özakman Şu Çılgın Türkler romanından alıntıdır.

8 Ağustos 2008 Cuma

Ücretlendirme icadı: galoş


Mikrop dolu ortam; poliklinik, hastahane, tedavi merkezi...
İçeride zaten yeterince mikrop var. Var ki tedavi merkezi yapmışlar.
İçeri girmek üzeresiniz, önünüzde iki kutu. muhtemelen kutularda temiz-kirli yazıyor. Temiz olan kutudan aldığınız galoşu ayağınıza giymeye çalışıyorsunuz ancak sıkıntı burada başlıyor.

Oturamıyorsunuz, eğilmeniz gerekli, galoşu ayağınıza geçirmek için bir ayağınızda kaldırmanız gerek... Sonuç olarak galoş giymek cambazlıktır. Eğilmiş tek ayak üzerinde ve bir ayağınız yerden yukarıda, dengenizi sağlamaya çalışırken ellerinizi kullanamazsanız. Çünkü elleriniz le uyduruk ( ama hijyen sağlayan) naylonu ayağınıza giydirmeye çalışırsınız.

Tüm bu sorumluluğun gerekçesi de malum değildir. İçeride barınan mikroplara karşı ayaklarımızı koruruz? :S Yoksa ayaklarımız aslında mikropludur ve içeride karantinaya mı alınmalıdır ?

Ayaklarımız dışında mikropları taşıyan veya korunması gerekli başkaca bir uzvumuz yok mudur, yapısı itibarı ile ayaklarımızdan daha fazla mikrobu barındırabilecek uzuvlarımızda mevcuttur hani ...

Kanaatim tamamen göstermelik, galoş giyerek özgüvenini kaybetmiş ziyaretçiyi içeriye helva kıvamında sokmaya yarayan bir uygulama... Galoşu giyerken kepaze olduğunu zanneden ziyaretçi içeriye savunması düşmüş, teslim olmuş vaziyette girer ve ne denirse itiraz edecek edecek hali de kalmamıştır.

Sonuç: Borcunuz beyefendi sadece 350,00 YTL...
içsel ses: İçeriye galoşla girildiğine göre bu fiyatı da hak edecek bir hizmet verildi. Bu işletmede işler sanıldığı gibi kolay değil baksana galoşu giyerken neler çektim...


28 Temmuz 2008 Pazartesi

22 Temmuz 2008 Salı

Yol ayrımı...


İtalya'nın günlük gazetelerinden "La Republica" "Affari e Finanza" adlı haftalık ekonomi ekinin "Avrupanın devleri" yazı dizisinde Türkiye' de yer verildi.

"İslam Ahlakı kapitalizmi keşfetti" başlıklı yazıda ;
...

Son yıllarda Türkiye ekonomisinin kalkışa geçmesinde motor güç konumunda olan Anadolu kökenli (öncekilerin kökenini merak ettiren bir ifade-mehmetemin) iş adamlarından şu şekilde bahsedildi.

"Takva sahibi ve çalışkan, ahlaki ve manevi değerlere sadık, ama mesleğindede başarılı, cemaati içinde aktif olduğu kadar kendi isinide verimli kılma uğraşında...

Türkiye' de İstanbul'lu işadamlarıyla yan yana durmaya, kimi kez onları geride bırakmaya da hazır yeni insan profili tırmanışta...

Tercihan siyah giyinen "beyaz Türklere" oranla oranla tenide daha koyu olan (!) ( beyaz türklerden kastedileni acaba doğru mu anladım-mehmetemin) son derece dindar bir insan tipi; bir eliyle tesbih çekerken, ceplerinde ultra ince son model hesap makinesi taşıyan bir tip...Bu insanlar günümüzde gerçek anlamdaki topbumsal dünüşümün de kahramanları...

Son beş yılda ihracat neredeyse 4 kat arttı, GSMH da yılda % 7 lik artış oldu, ama ülke bugün bir yol ayrımında...

7 Temmuz 2008 Pazartesi

Gelmiş geçmiş en büyük demokrat!

28 Şubat 2004
Akşam Cumhurbaşkanını yemeğine gittik. Atatürk' ün yaşadığı yerde yemek beni çok heyecandırdı. Konuşmalar sırasında Cumhurbaşkanınında sanki ümidini kaybetmekte olduğuna dair intiba uyandı. Bazı mesajlarda verildi.

Örneğin Cumhurbaşkanı" Burayı mahsus seçtim ki nereye geleceğinizi görün aranızda buraya gelmeyi bekleyenler var (Genelkurmay Başkanını ima ederek) dedi. Tabi hemen başımız öne düştü.

Ama herkes bu lafı duyunca tereddütsüz ona baktı. Eşi Kara kuvvetleri komutanının kulağına eğilerek, "siz de gidince ne olacak" deyivermiş.

Cumhurbaşkanı genelde herhangibir askeri harekete karşıdır. Bu onun için çok doğaldır, zira kendisi bir hukukçu hemde Anayasa mahkemesi Başkanlığı yapmış bir kişi. Her zaman bu kimliğiyle bizleri frenlemeye çalışırdı. Bu akşam ilk defa kendisini farklı bir tutum içinde gördüm. Adeta ülkenin bu adamlardan kurtulmasının zor olduğunae karar vermiş gibiydi.

Bu nedenle "bir yıl sonra da buralarda neler olur bilinmez" diye bir söz sarfetti.

Çok güzel bir yemek ve gece geçirdik. neşeli bir geceydi.

Oramiral Özden Örnek ' in günlüğünden aynen alıntıdır.
(İlk olarak Nokta dergisinde yayınlanan, Ayışığı ve Sarıkız kodlu darbe girişimleri hakkında ayrıntılı bilgi veren günlükler)

yorumsuz!