15 Aralık 2007 Cumartesi

Kerimoğlu Zeybeği





Hadi buyur Harmandalı kerimoğlu derken zeybeğe iyi bir merak saldım...


Kerimoğlu türküsünün sözleri videodada oyunun adımlarını ayrıntılı gorebilirsiniz...




hayd` aman da hayd` aman,
Karadağların sandalı da, sandalı.
Al ganlara boyanmış,
Kerimoğlunun her yanı da her yanı.

hayd` aman da hayd` aman,
Şu Yerkesik ile şu Pisinin arası,
Nerelerde bozulmuş,
Kerimoğluyla Kör Arabın arası.

Öf aman da aman da
Şu dağlarda geyik kalmadı.
Oyna len de Kör Arabım sen oyna,
Senden başka yiğit (!) kalmadı.

Muğla yeşilyurta ait bir tüküdür...

9 Aralık 2007 Pazar

Şiiri bizzat şairin sesinden dinlemek...

Üstadın kendi sesinden şiirlerini bulup aşagıdaki linke koydum. İzlemenizi tavsiye ederim. Bir şiiri
şairin bizzat kendi sesinden dinlemek bir başka guzel oluyor fikrimce...

bir kac şiirini bu sayfadan izleyebilirsiniz link burda
buurun; Üstadın Kendi Sesinden şiirleri


17 Kasım 2007 Cumartesi

hükmümüz sadece bir nûn, o da O’nun








Mecnundan evla mecnun oldu Leyla’da Mecnun

Yok olurdu lena, lena’da olmasaydı nun

Bildi dünya edna, Leyla ise misali kum

Vardı ya Mevla, vardı Mevla’ya dünya da Leyla da onun

Ateş olmasa erir miydi mum

Aşk olmasa bilir miydi Mecnun

Adını yazabilir miydi kalem onun.

5 Eylül 2007 Çarşamba

Sadri Alışık, Avare...

Alemin renkleri (Abdullah Kibritçi ye ait) blog tarzı sayfalarda tesadüfen gordüm bu videoyu. Ki alıntının kaynağı blog hem içerik hemde teknik açısından çok daha ileri benim blogumdan.

Videoyu indirip tekrar bloguma yüklemek uzun ve meşakkatli olacak, bu bakımdan affınıza sığınıp bu muhteşem şarkının video linkini koyacağım.

Üşenmeyip tıklayıp dinlerseniz pişman olmayacaksınız geçen vakit için...

buyrun burada link;
Sadri Alışık & Avareyim



30 Ağustos 2007 Perşembe

Namus !

"Cinsi muamele; vadettiği hazzın müstenalığından aldığı değerle kendisine layık hassasiyet, ruh, beden, şahsiyet,mekan, ve an şartlarını aratır. balo kıyafetiyle kasaptan et alınmaya gidilmez değil mi? Dişi cins köpekler bile teslim olacakları eşlerinde soy değerleri ararlar. Görüyorsun ki ahlak münakaşına girmeden namusun müdafaasını yapmak mümkündür. Yani biyolojik zaviyeden namus, daha iyiye doğru tasfiye yapan bir seleksiyon hareketinin insana verdiği yüksek bir tercih duygusu, bayağılıktan sakınma duygusudur. Biyolojik asalet ve kibarlıktır. Bir istifa aristokrasisidir. Cins hayvanlarda da vardır. Onlarda nadir şartlar ararlar ve cins olmayana teslim olmazlar. İnsan için bu şartlar daha nadir, çünkü daha karışık olduğunu kabul etmezmisin..."

Peyami Sefa, Yalnızız.

21 Ağustos 2007 Salı

Modern dünyanın düşüşü galiba

Cocukluğumda izleyip te aklımda kalan filmlerden aklıma kalan bir sahneydi en belirgini Şener Şen ' in "Züğürt Ağa" filmindedir; ağa, şeyhin arkasına düşer köylülerinide alıp, kuraklıktan bıkmış ahali hep beraber yağmur duasına giderler...

Lakin o zamanlar "Hayatta en hakiki mürşit ilimdir" vecizesini yeni oğrenmiş olmanın verdiği heyecandan olsa gerek pek eski, bohem, akıl dışı gelmişti bana, yağmur için insanların dua etmesi, ki yağmur niye yağmasın her zaman yağardı... Niye yağmasın ki ısınmayla buharlaşan su, bulutlar, falan derken bunun gayet rasyonel bir izahı vardı duayla olurmuydu hiç...

Bu yaz iki defa Cuma namazı oncesinde yağmur duasına iştirak ile ellerini toprağa çevirip tövbe, af dileyince farkettim kendi çelişkimi/çelişkimizi...

Hani akıl bunu mu emreder; "biz dua edince ne oluyor bulutlar mı, havanın kaldıracağı nem oranımı artıyor, niye dua diyoruz bi faydası varmı madem faydası yoktu niye sığındık boyle metafizik fenomenlere" diye sormak gerekirdi hakikaten akla ve ilime bu kadar önem verseydik...

Vermiyormuşuz lakin adına din densin, adet densin, ne derseniz deyin zor durumda kaldıkça hemen ona sığınıyoruz işte. Ki iyiki var Yağmur duasıda olmasaydı neye sığınacaktık ki hiç bir umudumuz kalmamıştı.

Demek ki hiç olmamış insan olarak tek başına ayakta kalma imkanımız ilaki muhtacız birisine veya bir şeylere demekki akıl ile tüm sorunlarımızı çözemiyormuşuz hiç ilmimiz ile ayakta kalma imkanımız yokmuş meğer...

Vesselam modern dünya düştü, daha da doğrusu hiç müstakil olamamış, modern dünya; tam tamına doğan gorünümlü şahin imiş münhasır medeniyetimiz asla kendi kendine yetemezmiş illaki hazırda olanları tüketmekle büyümüşüz. geç anladık, lakin anladık

Üstad dan bana nakletiği üstadımın; "Yağmur duasının vakti susuzluğun gelmesidir. Ama dua edildi diye yağmur yağması icap etmez" miş şu nizama bakarmısınız hani dua ettinizde yağdımı yağmur sanki diyenlere (topu boyle taca atıp 1-1 demeye çalışanlara) ne kadar zaman kaç asır önce vermiş cevabını...

En usta ağızlarda bile uzun bir nefesten acizmiş yalan!
İnandırma gayretinin en fazla olduğu anlarda bile kısalırmış cümleler...